İsa Kimdir? Pegamberin Hikayesi

Hikaye Tanrının yerine şeytanın sesini dinlemiş olan Adem ve Havva ile başlar.
İtaat etmediler, ve İnsanoğlu’nun Tanrı ile olan mükemmel ilişkisi…zarar gördü.
Onlar günahı ve sonucunda ölümü deneyimleyen ilklerdi.
Utançlarını ağaç yapraklarının arkasına saklayarak gizlenmeyi denediler,
ancak Tanrı bu gizlenmelerden hoşnut olmamıştı.
Bunun yerine onları hayvan derisi ile giydirerek kapladı.
Onların utançlarını örtmek için Tanrı kendisi ilk hayvanı kurban etti.

Adem ve Havva’nın 2 çocukları olmuştu: Kayin ve Habil
Kayin Tanrı’ya kendi yetiştirmiş olduğu yiyeceği sunmuşken
Habil hayvan-kan kurbanı sundu
Tanrı Habil’in adağını kabul etti, Kayin’in adağını etmedi. Neden?
Çünkü günah ölümü ister, bizi Tanrı’dan ayırır ve yaşamla ödenmelidir.

Kayin kıskançlık içerisinde, Habil’i öldürdü ve insanlığı büyük ölçüde karanlık yola yönlendirdi.
Yüzlerce yıl sonra herşey kötüye gittiğinden Tanrı yeryüzünde yaşamayı hak etmiş hiç kimsenin olmadığını söyledi…
Nuh ve ailesi haricinde hiç kimse.
Tanrı bir gemi yapması için Nuh’u çağırdı-büyük bir gemi-ve yaparken bu mesajı iletmesini:
Günah için yargılama geliyor, ve Tanrı’nın merhametini almak ve kaçmak için sadece tek bir yol var: Gemi.
Güldüler ve alay ettiler Nuh’la, ta ki…(şimşek)
İnsanlar hazırlıklı değilken, gökyüzünden yağmur yağdı ve derinden su kabardı??
Sel her bir insanı ve hayvanı öldürdü, ve dünya onların günahları için ….
Sadece Tanrı’nın gemiye getirmiş olduğu Nuh, onun ailesi ve hayvanlar kurtulmuştu.

Sonra geldi İbrahim, İmanın Baba’sı.
Tanrı ona oğlunu almasını ve bir dağda kurban etmesini söyledi.
İbrahim bu emirden rahatsız olmuştu, AMA TANRI’ya İTAAT ETTİ.
Harekete geçerek kaderine rıza gösterdi ve oğlunu Moriya Dağı’na götürdü.
Fakat tam İbrahim oğlunu kurban etmek üzereyken, Tanrı onu durdurdu
ve oğlunun yerini alması için bir hayvan sundu.
Hayvan itfası oğlunu geri verdi,
kan için kan, yaşam için yaşam.

400 yıl geçti ve Tanrı Musa’yı Israilli’leri Mısır’ı terk etmeye liderlik etmesi için yolladı.
Mısır kralı firavun bu durumdan hoşlanmadığı için Tanrı onu 10 bela ile cezalandırdı.
En son bela için, Tanrı her bir evin ilk doğan erkek çocuğunu öldürmek üzere bir ölüm meleği yolladı
YOKSA!!! İnsanlara bir kuzu kurban etmeleri,
ve kanının evin kapı dikmesine sürülmesi buyruldu.
Eğer melek kanı görmüşse, içerideki çocukların kurbanla itfa edilmiş olduklarını anlamış olacaktı.
İbrani ya da Mısırlı, köle ya da özgür olsun, Tanrı’nın buyruğuna itaat etmişlerse, çocukları korunmuş olacaktı.
Aksi takdirde…
Tam Musa’nın kehanette bulunduğu gibi o gece meydana geldi
ve kurbanla Tanrı’nın merhametini geri çevirmiş olan her bir hanede bütün Mısır’ı kaplayan büyük bir ağlayış yükseldi.

Daha sonra, Musa insanlara  günahlarını örtmeleri için Tanrı’nın kurallarını belirlemiş olduğu  dini gelenekteki Tevrat’ı verdi.
Kabahatli olan rahibe bir hayvan kurbanı getirdi,
kendi günah ve ayıbının hayvana geçmiş olduğunu sembolize ediyor olmasından ellerini kafasının üzerine sürdü.
Sonra hayvan kurban edildi. Kanı döküldü. Günahı gizlenmişti.

Kral Davut ve elçiler Musa tarafından verilen Tevrat’ı takip ettiler,
ancak “hayvanların kanının bir adamın günahlarını gerçekten gizleyebilmesini”
ya da geleceği gösteren işaretler ve semboller olup olmadığını merak ettiler.
Davut  bir Kral’ın, BİR MESİH’in gelecek olduğu kehanetinde bulundu.
Kral Davut’un soyundan  gelen sözü geçen ve egemen olan,
buna rağmen merhametli bir yüreğe sahip alçak gönüllü olan bir adam.
Bu Mesih günahsız, mükemmel, suçsuz, masum olacaktı.
O acı çekecek, ölecek ve kurban olan önemli biri olacaktı.
O “Kusursuz Kurban” haline gelecekti.

İsa ona hiç kimsenin verecek bir yeri olmadığı için bir ahırda dünyaya geldi.
Bir bakireden olan-saf doğan
Bir asil, ancak fakir, Kral Davut’un soyundan.
Kırsal fakir çobanlar ve Doğu’dan varlıklı bilge adamlar çocuğu onurlandırmaya geldiler
ve kutsal yazıtların söz verdiği kişinin, Mesih’in, Gelecek Olan’ın gerçekten o olduğuna tanıklık ettiler.

İsa sevgiyi, gerçeği, barışı, alçak gönüllülüğü öğütledi.
O mütevazi bir marangoz, ancak zeki bir filozoftu.
Seven Tanrı’dan daha fazla dini adetlere önem vermiş ikiyüzlü dindarları gücendirdi.
Ancak günahkar, tövbekar,mütevazi, fakir olanlar tarafından sevilmişti.
Sağır, kör, sakat, ve kötü ruhlu olanları iyileştirdi.
Hatta bir ölüyü bile tekrar yaşama döndürdü.

Evsiz bir adam, gezgin bir öğretmen,
Tanrı’yı sevenleri tam bir yaşam sürmeleri için çağıran bir devrimci.

İsa hatta Tanrı’yı kendi “Baba’sı” olarak adlandırdı,
ve bütün insanoğluna “Mutlak Gücün” sizi bir baba sevgisi ile sevdiğini gösterdi.
Tanrı insanlarla kendi çocukları gibi iyi ilişki kurmak istedi, ancak bir problem vardı.
Onlar hala günahkardılar ve Tanrı Kutsaldir!

İnsanı Tanrı’sından ayrı düşürmüş insanoğlu’nun günahı Adem ile başlar,
ve Mesih onları tekrar bir araya getirmek için ne yapması gerektiğini biliyordu.
Vaftizci Yahya İsa’nın sözünün kehanetinde bulundu,
“Bak, dünyanın günahlarını ortadan kaldıran Tanrı’nın Kuzusu.”
İsa Mesih’ti, Seçilmiş Olan- Kusursuz Kurban olmasi için seçilmiş olan.
Hiç bir zaman günah işlemedi, o kutsaldı, saftı, mükemmeldi ve günah için bedel ödemeye layıktı.
Günahkar için takasta masum olan.
Günahkar insanlar için takasta Kutsal Kişi.
Bunu Baba’sı için yaptı: insanoğlunun günahının bedelini ödemek için,
onları günah kölelilğinden özgür kılmak için,
ve Adem’in kaybetmiş olduğunu onlara geri vermek için-
Tanrı ile mükemmel bir ilişki.

İsa çarmıhta Baba’sının, Tanrı’nın, elleri ile öldü. Ne İbraniler ne de Roma’lılar yüzünden.
Tanrı İsa’yı peygamberler tarafından yazılanları yerine getirmek için kurban etti-
dünyanın günahlarını- sizinkilerin ve benim günahlarımi-ortadan kaldıran Tanrı’nın Kuzusu haline gelecekti.
Fakat orada durmadı.
Tanrı üç gün sonra İsa’yı, Mesih’i, ona inanlara söz verdiği gibi ölümden diriltirip yükseltti,
böylece onlar da tekrar sonsuz yaşama yükselecekler.
Bundan sonra, İsa öğrencilerine tekrar geri geleceğine söz verdi,
ama bu defa Yargılayan ve Kral olarak!

Mesih Tanrı’nın insanoğluna bir armağanıdır-
günahlarının içinde ölmeyip ve Tanrı’dan ayrılmayacak oldukları,
ancak İsa’nın kurban edilişini alarak O’nunla mükemmel bir ilişikiye geri dönebilirlerdi.
Fakat herhangi bir hediye gibi, bu da alana kadar sizin değildir.